Reklam Alanı

Kahvenin Avrupa Serüveni

Kahvenin Avrupa'ya Gelmesi
İstanbul'a çeşitli yerlere seyahatlerde bulunan Avrupalı gezginler ve tacirler koyu kahverengi içecek ile ilgili anlatılan hikayeleri dinleyip, kafalarına yazdıkları bu hikayelerle yeniden Avrupa'ya geldiler.
17.yy' zamanında, kahve artık Avrupa'ya ulaşmış ve popüleritesi giderek artmaya, yaygınlşmaya başlamıştı.

Kahvenin Venedik'e Ulaşması
1615 tarihinde yeni olan bu içeçek İtalya'nın ünlü şehirlerinden Venedik'e ulaşmaştır. İlk zamanlarda limonata satanlar tarafından Venedik sokaklarında satılan kahve, 1645’te açılan İtalya’nın ilk kahvehanesinde yerini almıştır. din adamları bu içeceğin ana maddesi olan kahveyi kınamış, muhalifler ise çok temkinli bir şekilde davranarak kahveye "şeytanın acı buluşu" adını vermişlerdir. Kahve tartışması o kadar büyümüştür ki, Papa 8.Clement'ten tartışmalara müdahale etmesi bile istenmiştir. Lakin Papa bu içecek hakkında bir karar vermeden evvel, bu koyu kahverengi içeceği kendisi de tatmak istemiştir. Kahveyi yudumlayan papa yeterince tatmin edici buldu ki, bu içecek Papa'nın onayından da geçmiş oldu.

Bu tartışmalara rağmen, İngiltere, Avusturya, Fransa, Almanya ve Hollanda'nın büyük kentlerinde, kahvehane benzeri mekanlar hızla toplumsal aktivite ve iletişim noktaları haline gelmiştir.

Kahvenin Londra'ya Ulaşması
1660 yılına gelindiğinde ise Londra kahvehaneleri toplumsal yaşamın vazgeçilmez merkezleri olmuştu. Çoğunlukla bu kahvehanelerde yazarlar, sanatçılar, şairler, avukatlar, politikacılar ve filozofların kahve içip hoş sohbetler ettiği bu mekanlar bir zaman halk arasında “Penny Üniversiteleri” adıyla anıldı. Çünkü buralara gelen sosyal kesim burada sadece kahve içmekle kalmıyor, aynı zamanda giriş ücreti olarak ödemiş oldukları 1 Penny(1 Sterlin'in 100/1'ine denk para birimidir) karşılığında entelektüel olan kesimin yapmış oldukları sohbetlerden pek çok şey öğrenebiliyorlardı.

Kahve'nin Avrupa serüveni de böyle yaşanmış oldu...

Hiç yorum yok